İstanbul'un Turizminde Yeni Dönem: Gastronomi ve Kongre Turizmi Ön Planda!
Türkiye Gastronomi Turizmi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Mayda, İstanbul'un yalnızca kültürel ve tarihi zenginlikleri ile değil, aynı zamanda gastronomi ve iş turizmi alanındaki potansiyeliyle de dünya genelinde öne çıkan şehirlerden biri olabileceğini ifade etti. Mayda, gelecekteki rekabetin ülkelerden ziyade şehirler arasında şekilleneceğini belirtti.
Yusuf Mayda, Türkiye Gastronomi Turizmi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olarak turizm endüstrisinin mevcut durumu ve geleceği hakkında değerli görüşler paylaştı. İstanbul'un kongre turizmi, gastronomi, turist profili ve sürdürülebilirlik gibi pek çok konuda önemli avantajlara sahip olduğunu dile getirdi.
"İş turizmi toparlandı ama potansiyelin tamamı henüz keşfedilmedi"
Pandemi sonrasında İstanbul'daki iş turizminin kayda değer bir şekilde iyileştiğini vurgulayan Mayda, kentin sahip olduğu altyapının global standartların üzerinde olduğunu ifade etti.
İstanbul Havalimanı, geniş otel kapasiteleri ve uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapan mekanlar olarak Harbiye, Lütfi Kırdar ve İstanbul Kongre Merkezi, Türkiye’deki MICE (Kongre, Fuar ve Etkinlik) turizminin kalbi konumunda olduğunu belirtti. İş seyahatlerinin artık sadece toplantılarla sınırlı kalmadığını da vurguladı.
"Gastronomi ve kongre turizmi birbirinden ayrı düşünülmemeli"
Modern iş insanlarının toplantılardan sonra şehrin kültürü ve mutfağı ile ilgili yeni deneyimler yaşamak istediklerine dikkat çeken Mayda, gastronominin kongre turizminin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini belirtti.
Mayda, "Bir kongre delegesinin şehirde harcadığı paranın büyük bir kısmı gastronomi deneyimlerine gidiyor" diyerek, Michelin yıldızına sahip restoranlardan geleneksel tat duraklarına kadar İstanbul'un önemli bir cazibe merkezi olduğunu paylaştı.
"İstanbul, dünyanın en büyük gastronomi başkentlerinden biri"
Turist profilindeki dikkate değer değişimlere de değinen Mayda, İstanbul'un tek bir pazarla sınırlı kalmamasının en büyük avantajlarından biri olduğunu söyledi.
Avrupa, Körfez ülkeleri, Amerika, Uzak Doğu ve Balkanlardan dengeli bir ziyaretçi akışının bulunduğunu aktaran Mayda, özellikle gastronomi odaklı seyahatlerde büyük bir artış yaşandığını ifade etti.
Osmanlı mutfağı, Anadolu'nun çeşitli lezzetleri ve modern Türk mutfağının birleşim noktasının İstanbul olduğunu ifade eden Mayda, "İstanbul gerçek anlamda dünyanın en büyük gastronomi başkentlerinden biri. Bu değeri daha etkili bir şekilde anlatmalıyız." dedi.
"Rekabet artık ülkeler arasında değil şehirler arasında olacak"
Artan maliyetlere rağmen Türkiye’nin en önemli avantajı olarak nitelikli insan kaynağı ve misafirperverliği öne çıkaran Mayda, turizmin yalnızca konaklama ile sınırlı olmadığını kaydetti.
Meyda, gastronomi, kültür, sanat ve ulaşımın birlikte değerlendirilmesi gerektiği konusunda görüş belirterek, önümüzdeki beş yıl içerisinde nitelikli insan kaynağı, dijitalleşme ve sürdürülebilir turizmin sektördeki en kritik gündem maddeleri arasında olacağını ifade etti.
İstanbul'un uluslararası pazarlama stratejisinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Mayda, "Gelecekteki rekabet ülkeler arasında değil, şehirler arasında yaşanacak. İstanbul'u Paris ve Londra gibi kendine özgü bir şekilde dünya gündemine taşımalıyız." diye konuştu.
"İstanbul'un anlatacak güçlü bir hikâyesi var"
Türkiye'nin sadece deniz, kum ve güneş turizmi ile anılmadığını dile getiren Yusuf Mayda, sözlerini şöyle tamamladı:
"İstanbul bu vizyonun lokomotifidir. Biz yalnızca otel işletmiyoruz; ülkemizin ve şehrimizin marka değerini temsil ediyoruz. Turizm, bir şehrin hikâyesini, kültürünü, mutfağını ve yaşam biçimini dünyaya tanıtma sanatıdır. İstanbul'un anlatacak çok zengin bir hikâyesi var, bu hikâye onu dünyanın en güçlü şehirlerinden biri yapacak kadar anlamlı."